Organik Toprak

Doğa Ana kırmızı alarm veriyor

Deniz bitti, kızılca kıyametin eşiğindeyiz;
Doğanın tahammül sınırlarını aştık, çevre alarm veriyor; her yıl binlerce canlı türü tarihe karışıyor.
Ekonomi alarm veriyor, rızık kaynaklarımız elimizden bir bir kayıp gidiyor, ne idüğü belirsiz kişilerin ve güçlerin eline geçiyor; yarın bir gün en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamaz hale gelebiliriz.
Sağlığımız alarm veriyor; her gün yeni hastalıklar türüyor, toplum acımasız hastalıkların pençesinde inliyor; yüksek sağlık giderleri gitgide artıyor, ve ne bireysel bütçelerden ne de kamusal kaynaklardan kolay kolay karşılanamaz hale geliyor.
Toprak alarm veriyor, su kaynakları, atmosfer, iklim alarm veriyor.
Tahribatın vardığı boyutlar, geri dönülmez ve telafi edilemez noktaya çok yaklaştı.
Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında başlayan ve “modern” tarım, “endüstriyel” tarım diye anılan “kötü tarım” uygulamaları ile, 4.5 milyar yaşındaki doğayı, yüzyıldan kısa bir sürede “hallettik”, aferin bize!!!
Endüstriyel tarım hayatımıza girdiğinden bu yana geçen süreyi doğanın yaşına kıyaslarsak o kadar kısa ki, ortalama yetmiş yıllık insan ömrüne oranladığımızda sadece birkaç saniye!
Üç-beş saniye içinde olup bitecek bir altın vuruş misali, insanlık sanki intihar ediyor, veya pimi çekerek kendini patlatıyor ve beraberinde gezegenimizin doğal ortamını da tamamen yok ediyor.
Bu nasıl bir nankörlüktür?
İnsanlığımızdan mı vazgeçiyoruz?  Yaradan’ın sunduğu doğal rızık kaynaklarımızı yitirirsek, akülü robotlar gibi mi yaşayacağız; ne yapıyoruz?
Son 50-60 yılda gitgide artan ölçüde toprağımızı, su kaynaklarımızı ve havamızı zehirleyip kirleten, rızık kaynaklarımızı tüketen, iklimi rayından çıkaran “modern-endüstriyel” tarım bu haliyle artık daha fazla sürdürülemez. Deniz bitti!
Hiç zaman yitirmeden bir çözüm bulmamız gerek.
Teşhis belli, tedavi de belli,
Kurtuluşun formülü de belli:

kompost » organik gübre » organik toprak » organik tarım » organik gıda » sağlıklı insan

Ne yapacağız ve nasıl yapacağız?
Öncelikle başlıca rızık kaynağımız olan Toprak Ana’yı kurtaracağız.
Çünkü, Kara Toprak olmazsa olmaz.
Kompostlama uygulamalarıyla başlayacağız;  böylece organik atıkları organik gübreye dönüştürecek ve toprağa uygulayacağız. Bu sayede kötü tarım ile mahvettiğimiz toprağı kurtaracak ve yeniden organik toprak / kara toprak niteliğine kavuşturacağız.
Ve organik toprağımızda bundan böyle sadece organik tarım yapacak ve organik gıda ile besleneceğiz, böylece yeniden sağlıklı bir toplum olacağız. Nankörlükten sıyrılacak, kendi rızık kaynaklarına sahip çıkan özgür ve onurlu insanlık, yani eşref-i mahlukat sıfatına yeniden kavuşacağız.
Formül bu kadar basit ve net.
Büyük dönüşümler küçük bir adımla başlar:
ilk işimiz, atmamız gereken ilk adım, değersiz bir çöp olarak gördüğümüz organik atıkları değerlendirmek ve organik gübreye dönüştürmek.
Bu yolda herkese sorumluluk düşüyor;
kentlerde doğaseverlere, kırsalda çiftçilere ve besicilere büyük görev düşüyor;
ve insanlık tarihinin bu yeni ve büyük dönüşümü, tarihi fırsatlar da sunuyor.

ÖNCE TOPRAĞI KURTARACAĞIZ!

Kara Toprak yeter bize;
asla ihtiyacımız yok küresel tarım tekellerinin o yapay gübrelerine, zehirli tarım ilaçlarına, frankeştayn tohumlarına;
doğayı mahvettiler, sağlığımızı mahvettiler, havayı, suyu, toprağı mahvettiler, iklimi mahvettiler, binlerce ve binlerce canlı türünü yok ettiler şu sözüm ona “sekiz milyarı başka nasıl besleriz” nakaratlarıyla.
Sekiz milyarı beslemek bahanesiyle kullanılabilir su kaynaklarının yarısı endüstriyel tarımın emrine verilirken ve kötü tarım uygulamaları yüzünden hem toprak hem de su kaynakları hızla kontamine olurken, gerçek şu ki, bir yanda büyük bir gıda israfı hüküm sürmekte, diğer yanda ise dünyanın yarısı temiz su kaynaklarından mahrum ve yarısı hala aç durumda.
Ama geç de olda nihayet aklımız başımıza geliyor, çok şükür.
Önce toprakla başlayacağız.
Toprağı yeniden sağlığına kavuşturacağız.
Zehir saçan kimyasal gübrelerden ve tarım ilaçlarından arındıracağız.
Organik toprağı yeniden canlandırmanın yegane yolu ise organik gübre yani kompost uygulamaları.
Kompostlama yoluyla toprağımızı yeniden sağlıklı toprak, yani kara toprak, yani organik toprak haline getireceğiz.
Çünkü toprak eğer sağlıklı olmazsa, gıdalarımız da sağlıklı olamaz, insanlarımız da sağlıklı olamaz.
Gelecek kuşaklar sağlıklı yetişsin istiyorsak, önce toprağı kurtarmamız gerek.
Organik Toprağı yeniden yaratmamız gerek.
Nasıl kirlettiysek, öyle temizlememiz gerek.
Kimyasallarla kirlenmiş toprak sadece gıdalarımızı ve bedenlerimizi zehirlemekle kalmıyor, dereleri gölleri denizleri ve yeraltı su kaynaklarını da zehirliyor, kullanılabilir doğal temiz su kaynakları gitgide azalıyor.
Böyle giderse bir süre sonra içecek suyumuz bile kalmayacak, dahası temiz su kaynaklarına erişemeyen tüm canlılar günden güne yok olup gidecek ve belki de bir gün karada, havada, suda, hiç canlı kalmayacak.

Organik Gübre » ORGANİK TOPRAK

Görüldü ki, bu küresel sorunun başka çözümü yok!
TOPRAKLA BAŞLAYACAĞIZ, zehirli gıdalarla bozulan sağlığımızı kurtarmaya.
Öncelikle, Toprak Ana’yı zehirli kimyasalların zulmünden kurtarmamız gerek, yani kimyasal tarım girdilerinin kullanımını bir an önce sonlandırmamız, ama bunu hemen beceremiyorsak da, hiç olmazsa azaltmamız, aşırı kullanımdan kaçınmamız gerek;
Ve evet, biliyoruz ki bayağı zaman alacak, ama toprağı bir an önce bu zehir kalıntılarından arındırmaya da başlamamız gerek.
Binyıllardır rızkımızı elde ettiğimiz kara toprağı, yani organik toprağı, solucanların ve mikro-organizmaların da yardımıyla yeniden oluşturmamız ve bundan böyle gözümüz gibi bakmamız gerek. Nimete nankörlük etmenin bedeli çok ağır.
Toprakla başlayacağız doğayı kurtarmaya, çevre felaketini durdurmaya, iklim felaketinden korunmaya.
Toprakla başlayacağız kirlenen su kaynaklarının temizlenmesine, sera gazı salınımını azaltmaya.
Toprakla başlayacağız gelecek kuşakların sağlığını korumaya.

Organik Toprak » Organik Tarım » Organik Gıda » Sağlıklı İnsan

Organik toprak olmazsa, organik tarım da olamaz.
Organik tarım olmazsa organik, doğal, sağlıklı gıdalar da olamaz.
Sonuçta, sağlıklı kuşakların yetişmesi de mümkün olmaz.
Organik tarım olmazsa, ekolojik ve ekonomik çöküş de önlenemez.
21 yüzyılın insanlık ailesi olarak, önümüzdeki bu büyük sınavdan kaçma şansımız yok.
Bir an önce harekete geçmek ve kararlı bir duruşla ORGANİK TARIM SEFERBERLİĞİ‘ni başarmak zorundayız.
Çünkü başka çaremiz yok!

Köprüden önceki son çıkışa çok yaklaştık.
Evet, aklımızla, vicdanımızla ve olanca gerçekçiliğimizle bu satırlardan felaket tellallığı yapıyoruz:
Felaket ne çok uzak ne de çok yavaş, tam aksine, felaket hem çok yakın ve hem de hızla yaklaşıyor.
Bir an önce organik tarıma yönelmezsek, doğayı da, sağlığımızı da, insanlığımızı da yitirmekle karşı karşıya kalacağız.
Küresel felaketi ve acı bir akibeti hak edeceğiz.
İlla ki “organik tarım” diyoruz, çünkü elimizi vicdanımıza koyuyoruz ve başka çözüm yolu olmadığını görüyoruz!

Paylaşın: