Kara Toprak

Organik Tarım ve Kara Toprak

Günümüzde neredeyse her ülkede yaşanan birçok sağlık sorununun kökeninde beslenme ve gıda faktörünün olduğu çok iyi bilinmekte.
Hastanelerde sürünmek istemiyorsak, sağlıklı insanlar olmak istiyorsak, hiç kuşkusuz organik ve doğal gıdalarla beslenmeliyiz, ki bu da ancak organik tarım ile mümkündür.
Kendimiz için, çocuklarımız için, sağlıklı nesiller için ve de doğadaki tüm canlılar açısından sağlıklı ve temiz bir çevre için, organik tarım çok önemli. Çünkü organik tarımdan uzak durduğumuz için katlanmak zorunda kaldığımız çevre, sağlık ve ekonomi üzerindeki tüm olumsuz sonuçları görüyoruz.
Organik tarım yapmak istiyorsak kara toprak olmazsa olmaz!
“Kara toprak” elbette mecazi bir terimdir. Kara toprak derken kastettiğimiz “organik toprak”tır, yoksa kömür karası, simsiyah bir toprak kütlesi falan değildir. (Simsiyah toprak veya simsiyah kompost zaten anaerobik oluşumlara işaret eden, istenmeyen bir durumdur).
Kara toprak koyu kahverengi bir renk tonunda olup, Elaine Ingham hoca bu rengi “yüzde yetmiş oranında kakao içeren bitter çikolata rengi” diye tanımlar, ki olgunlaşmış kompostun rengi de, vermikompostun yani solucan gübresinin rengi de budur.
İçeriğindeki organik madde oranı yüzde bir’ler düzeyine inmiş topraklarımız ne yazık ki kara toprak olma vasfını çoktan yitirmişlerdir ve zaten bu nedenle kimyasal gübre ve ilaçlar kullanmaksızın tarım yapma şansı pek kalmamıştır.
Organik tarım yapmak istiyorsak kara toprağı yeniden ihya etmekten başka çaremiz yok. Çözüm ise, sadece organik madde oranını yeniden yüzde üç’lere, yüzde beş’lere çıkartmakla sınırlı olmayıp, esas olarak toprağın içindeki yaşamı canlandırmak temelinde ele alınmalıdır.
Kara toprağı yeniden oluşturmak zor değil, imkansız hiç değil, ama son yarım yüzyılda yapılan hataların telafisinin elbette hem emek hem de zaman açısından bir bedeli olduğunu bilmek zorundayız.
Doğa Ana kara toprağı milyarlarca yıllık süreçler sonunda yaratmış. En başta sadece soğumuş lavlardan oluşan kaya kütleleri varken, önce ısınma-soğuma, yağmur, rüzgar vs gibi meteorolojik etkilerle kayalar daha küçük parçalara ayrılmış, ama sonra bakteriler ve mantarlar gibi mikrobiyolojik yaşam formlarından başlamak üzere canlı yaşam devreye girmiş, ve oldukça uzun ve yavaş bir sürecin sonunda kara toprak oluşmuş. Bu oluşum süreci asla durmuş bitmiş bir süreç değil, aksine her an kendini yenileyen bir süreç. Doğa Ana her ne kadar kendi temposunda görevini yapmaya devam ediyor olsa da, bizler de kendi üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz ve yakın zamanda endüstriyel tarım ile toprağa verdiğimiz zararları en kısa zamanda telafi etmeliyiz.
Toprağı kara toprak yapan en temel özelliklerin ne olduğuna bakarsak,
1-toprağın fiziksel yapısı
2-toprağın içindeki yaşam
diye özetleyebileceğimiz iki ana unsurdan söz edebiliriz.
Suyun yüzeyde göllenmesine izin vermeyen, ve toprak altında su geçirmez kaymak tabaka oluşumuna da izin vermeyen, bitkinin ihtiyacı olan kök derinliği neyse suyun da oksijenin de o kadar derinlere inebilmesine imkan sağlayan, süzek bir fiziksel toprak yapısının yanısıra;
bitkinin ihtiyacı olan suyu ve bitki besin öğelerini kök civarında tutan ve bitkiye sunan bir doğal yaşam zenginliği, yani “toprak-besin-ağı”;
toprağı kara toprak yapan özelliklerin başında gelmektedir.
Kimyasalcı tarım, kimyasal gübre ve ilaçlarla ne yazık ki kara toprağı mahvetmiş olsa da, toprağı, su kaynaklarını, hatta havayı bile zehirlemiş, kontamine etmiş olsa da, bu gibi beşeri olumsuzlukları kısa zaman zarfında gidermek mümkün.

Organik Tarım için Küresel Seferberlik

Batıda doğaseverler ve vicdanlı bilim adamları son yirmi otuz yıldır bu konuda çeşitli yöntemler geliştirdiler ve bu sayede yeniden organik tarım yapabilmemizin önü açıldı.
Doğa Ana’nın milyarlarca yılda yarattığı organik toprağı bugün bizim yeniden geri kazanmamız için gene uzun yıllar geçmesi gerekmiyor. Kompost, kompost çayı, biochar ve yenilikçi birtakım tarım yöntemleri ile bu süreci çok büyük ölçüde kısaltmamız ve organik tarım için gereken altyapıyı hızla kurmamız mümkün.
Bugün bize düşen, bu yöntemleri anlamak, benimsemek ve topyekün bir kampanya, bir organik tarım seferberliği ile hayata geçirmekten ibaret.
Organik dönüşümü bir an önce gerçekleştirmek hedefini net bir siyasi hedef olarak önümüze koymanın zamanıdır. Kamuoyu bu konuda kararlı olmalı ve siyaset kurumunun küreselci-kimyasalcı odaklardan etkilenerek duraksamasına izin vermemelidir. Organik tarım uygulamaları kamuoyu tarafından partiler-üstü bir kamu politikası olarak benimsenmeli, kamu yönetimi ve siyaset tarafından desteklenmeli, kamu kaynakları devreye girmelidir.
Tarımda kullanılan kimyasal yöntemlerle, kimyasal zehirlerle Toprak Ana’ya zulmetmeye artık paydos. Bugün bir felaket noktasına gelmiş olan kimyasalcı tarım uygulamalarının nihayet sonu geldi. “Hızla artan nüfusu beslemek” bahanesi de artık prim yapmıyor.
Görüldü ki, Organik Tarım, tertemiz rızkımızı elde etmemiz için yegane seçeneğimizdir ve topraklarımızı işgal etmiş olan kimyasalcı tarıma kıyasla çok daha kolaydır ve çok daha ekonomik ve çok daha merhametli bir seçenektir.
Doğayı ve insanoğlunu Yaradan, rızkını da verir! Hiç kuşku yok.
Yeter ki toprak “kara toprak” olsun; su var, güneş var, daha ne olsun?
Biliyoruz ki, kara toprak insanlığı beslemeye yeter.
Doğa bize yeter!

Paylaşın: