BioChar Aşılama

Aşılama aşaması bence, kelimenin tam anlamıyla aşı nitelemesini hak ediyor: bir grup mikrorganizmayı biochar’ın bünyesine göndermekten başka bir şey değil.
Şimdi, yükleme aşamasından aşılama aşamasına geçerken bir bakalım; evet, elimizde harika bir biochar kütlesi var, iç yapısında bulunan mikro ölçekteki o muazzam gözenekler, delikler ve tüneller ise suyla, azotla ve çeşitli minerallerle dolu, kısacası mikro-organizmaların yerleşmesi için her türlü konfor mevcut. Yani inşaat bitmiş, iskan alınmış, elektrik, su, herşey bağlanmış, dayalı döşeli, hatta buzdolabı bile dolu, valizini al ve yerleş misali, herşeyiyle tastamam, taşınmaya hazır bir site görüntüsünde.
Şimdi biochar’ın içindeki gözeneklere mikro-organizmaları göndereceğiz ve onlar da bu yeni evlerini çok beğenecekler ve yerleşecekler. Orada yaşayacaklar, doyacaklar, çünkü ihtiyaç duydukları tüm besin kaynakları mevcut. Orada güvende olacaklar, çünkü son derece korunaklı bir ortam, üreyecekler, çoğalacaklar, kavga edecekler, hatta birbirlerini yiyecekler, ama bu gözeneklerin içinde ciddi sayıda ve biyoçeşitlilikte bir mikro-organizma topluluğu daima var olacak ve bitkilerimiz her ihtiyaç duyduğunda bu değerli organik yaşam ortamının sunduğu nimetler emirlerine amade olacak. Bu aşılanmış biochar kütlesi toprağa yerleştirilince, aşılama aşamasında içine yerleştirilmiş olan biyolojik zenginliği toprağa da taşıyacak, toprağa ve bitkilere can katacak.
Ama tamamen ölü bir toprağa, mesela çöl toprağına biochar uygulamanın sonucu ne olabilir diye soracak olursak, bu takdirde biochar’ın sağladığı ekosistemin, belki biocharın avantajlı yapısı sayesinde nispeten uzunca süre varlığını koruyabileceğini ama kesinlikle sınırlı bir ömrü olduğunu söylemeliyiz. Çevre koşulları ve sürdürülebilirlik çok önemli. Sürdürülebilir bir toprak-besin-ağı olmazsa, hiç değilse minimum ölçülerde su gibi, şeker -yani enerji- gibi temel yaşam destek kaynaklarının sürekliliği olmazsa olmaz. Anlayacağınız, biochar toprak-besin-ağını destekler, hatta coşturur; ama patronun bizzat bitkinin kendisi olduğu sürdürülebilir bir toprak-besin-ağının içinde yer alır çünkü başka şansı yoktur, çevre koşullarından bağımsız bir şekilde varlığını sürdüremez. Güneşten aldığı enerji ile yeraltındaki kankalarını besleyen bitki olmaksızın ekosistem yürümez, çözülür.
Aşılama işleminde ilk göndereceğimiz grup önemli. Herhangi bir grubun değil, iyi mikroplardan oluşan bir grubun orada baskın olmasını istiyoruz, zira eskaza patojen gönderirsek tarım faaliyetlerimiz bundan zarar görebilir. Onca emek verdiğimiz biochar’a patojenlerin çöreklenip üremesini, kötü adamların iyi adamları baskılayıp gelecekte kök çevresinde egemen olmasını ve bitkimize zarar vermesini istemiyoruz. O nedenle, aşılamada kullanacağımız kompostun kalitesi ve biyolojik nitelikleri çok önemli.
İşin hijyen/patoloji tarafına bakarsak, bilim adamlarına göre aerobik ve fakultatif bakteriler arasında da bir miktar patojenler olsa da, patojenlerin yüzde dokdandokuzu anaerobik bakteriler. Bu nedenle, aşılama aşaması için, anayasa madde bir misali, yüzde yüz aerobik bakterilerin olduğu bir grup ile aşılamak en başta gözetmemiz gereken temel ilkemizdir.
Bunun güvencesi ise Organik Tarım ve Kompost kitabında da önemle bahsedilen kompost çayıdır. Çünkü kompost çayında mikro-organizmalar saatlerce hatta günlerce oksijen bombardımanına tutularak aerobik bakterilerin aşırı çoğaldığı böylece anaerobik patojenlerin acımasızca baskılandığı, kötü adamlara neredeyse yaşam hakkı tanımayan bir yöntem. Bu amaca hizmet eden daha iyi bir yöntem bilen var mı?
Yapılacak iş çok basit: su, azot ve mineral ağırlıklı unsurlarla yüklenmiş olan hazır biochar’ı kompost çayı içine uyguladığımızda, çayın içindeki çok sayıda bakteri doğruca mikro gözeneklere çöreklenerek yerleşik hayata başlar ve biochar hayat bulur, canlanır.
Evet, bu kadar basit. Yöntemde anlaştıysak, kompost çayına dair birkaç ayrıntıya bakalım.
Biochar uygulamasının ekosisteme verdiği katkı nedeniyle hem mantarlara hem de bakterilere yarayacağı malum ama mantarların zaten köklere veya çevresindeki taşa kuma tutunabilen canlılar olması nedeniyle, biochar’ın karbon kütlesinin bakteriler açısından sanki daha değerli, daha vazgeçilmez olacağını söyleyebiliriz. Ama Elaine Ingham hocanın önerisi doğrultusunda, nasıl ki kompost yaparken mantar ağırlıklı olmasına ve kompost çayında hidrolize balık ve yosun gibi tipik mantar besinlerinin bulunmasına büyük önem veriyorsak, bir tür “kompost destek uygulaması” yöntemi olarak görebileceğimiz biochar’ı etkinleştiriken de mantar ağırlıklı olmasını tercih etmeliyiz. Zaten bakteri kıtlığı asla söz konusu değil, nereye baksak aramadığımız kadar bakteri görürüz ama mantarlar öyle değil. Bakterilere kıyasla çok daha zor elde edildikleri için ve örneklemlerde çok daha nadir görüldükleri için, kompost ve kompost çayı gibi uygulamalarda mantar ağırlıklı reçetelere ağırlık vermek kesinlikle akılcı bir tercih olur. Hepsi bir yana, konuya sadece biyoçeşitlilik kaygısıyla bakarsak bile mantarlara ağırlık vermemiz kaçınılmaz. Bu nedenle aşılama aşamasında biochar’ı yatıracağımız kompost çayını da aynı ilkelere göre hazırlamak önerilir. Ayrıca biyoçeşitliliği desteklemek adına, iz elementleri ve deniz mineralleri eklemek de çok yararlı olacaktır.
Biyoçeşitliliğin gerek bitkilerin yaşamını gerekse tarımda verimliliği destekleyici ekosistemler açısından çok önemli olduğunu belirtmek zorundayız. Hayat durağan değil, gecesi gündüzü var, yazı kışı var, sıcaklık, nem, yağış, rüzgar, güneş ve diğer çevre koşullarının hiçbiri sabit değil; öyle ki, sera ortamında bile fazlasıyla değişken. Dahası, bitkilerin yaşam döngüleri boyunca ihtiyaç duydukları atmosferik koşullar ve diğer çevre koşullarına dair parametreler de sabit değil. Yeraltında kök civarındaki koşullar da ister istemez bu değişkenlikten payını alıyor. Koşullar değiştikçe bazı parametrelerde zaman zaman görülen uç değerler, bazı mikro-organizmaların geçici veya kalıcı olarak sahneden çekilmesine bile neden oluyor. Burada biyoçeşitlilik yardıma koşuyor; sistem dışı kalan mikro-organizmanın yeri başka türlerle doldurulabiliyor ve ekosistem minimum hasarla varlığına devam ediyor. Böylece bitkinin ihtiyaçlarını sağlayan mikro-organizmalar arasında, aynı veya benzer işlevleri gören farklı türlerin varlığı ve yeri geldiğinde birbirlerinin işlevlerini üstlenebilmesi, herhangi bir aksama olmadan bitkinin ihtiyaçlarının sağlanmasının güvencesi oluyor. Aşılama aşamasında biyoçeşitliliğe önem verilmesinin, ekosistemin çökmesini engellemesi ve bitki sağlığı ve verimlilik açısından değerini ne kadar vurgulasak azdır.
Bu bağlamda mikro-organizmalarla aşıladığımız biochar’ın adeta bir ekosistem mühendisliği aleti gibi, uyguladığımız toprağı aşılamak amacıyla da kullanılabildiğini belirtmeden geçmeyelim. Bu konuyu, tarımdaki uygulamaları tartışacağımız bir sonraki bölüme bırakarak, biyoçeşitliliğe yönelik aşılama işlemlerini incelemeye devam edelim.
Biyoçeşitliliği destekleyecek en değerli hazinemiz, en değerli kaynağımız gene toprağın ta kendisi.
Yetiştirmek istediğimiz bitkilerin iyi yetiştiği topraklardan alınan toprak örneklerinde bulunan mikro-organizmalar veyahut bu topraklardan topladığımız bitki örnekleriyle yaptığımız sıcak komposttan elde edilen mikro-organizmalar, asgari standartlardaki biyoçeşitliliğin kaynağı ve güvencesi. Bu doğal biyoçeşitliliğe, dilersek başka mikro-organizmaları da katmak mümkün.
Yüklenmiş biochar’ımızı bu şekilde elde ettiğimiz koloni ile aşılayabileceğimiz gibi, doğrudan sıcak kompostun içine yerleştirmek de mümkün. Böylece kompostun oluşum ve olgunlaşma süreci boyunca biochar, kompost öbeğinin içinde kalarak, sıcak kompostta bulunan tüm yerel mikro-organizmalarla aşılanmış oluyor. Bu yöntemde biochar’ı, hani sonradan eklenen yabancı bir maddeymiş gibi “kompost öbeğinin içine katmak”tan ziyade, sanki kompost öbeğine katılan çok sayıda yeşil ve kahverengi kompost malzemelerinden biriymiş gibi ele alarak, “kompost olarak karıştırmak” diye tarif ediyorlar. Biochar da karbon türünden olduğundan, istifleme sırasında kahverengiler arasında, ama siyaha çalan bir kahverengi olarak değerlendiriliyor.
Biochar’ı kompost çayı ile önyükledikten sonra sonra kompost öbeğinin içine koyduğumuzda ise bir yandan kompostun oluşumunu hızlandırdığımız gibi, karşılıklı etkileşim sayesinde biochar’ın aşılanması da bu süreçte daha kolay tamamlanıyor; böylece biochar’ın meşhur katalizör etkisinden de yararlanmış oluyoruz.
Yüklenmiş biochar ile olgunlaşmış kompostu birebir karıştırarak aşılamak da bir seçenek. Bu yöntemde de elbette nem oranı ve ısı çok önemli olduğu gibi, aerobik koşulların korunması da öyle. Biochar’ın yüksek soğurma kapasitesini dikkate alan ve süreci garantiye almak için üç birim komposta bir birim biochar tercih edenler de var. Böylece yükleme ve aşılama birarada gerçekleşebiliyor. Doğru nem oranı ise, Organik Tarım ve Kompost kitabında anlatılan sıkılmış sünger kıvamı; sıcaklık ise beden sıcaklığımıza yakın düzeyler, hani bokashi yaparken de istediğimiz en az 30-35°C arası sıcaklıklar, ve asla havasız bir kapalı kutuda değil, aerobik bir ortamda, örneğin delikli bir çuvalda bekleterek birkaç hafta içinde aşılamanın tamamlanması, belki de en kolay, en zahmetsiz aşılama yöntemi olarak öne çıkıyor.
Burada kritik konu, kompostun kalitesi. Organik Tarım ve Kompost metninde, kompost yapmak bilimdir ama iyi kompost yapmak bir sanattır demiştik. Kaliteyi anlamak için başvurabileceğimiz en değerli araç ise gene mikroskop. İstediğimiz kompost, patogenlerin olmadığı ve yüksek biyoçeşitliliğe sahip, mantar/bakteri oranı yüksek bir kompost.
Bu arada aşılama işleminde, biochar’ın çok basamaklı uygulamalarından yararlananlar da var. Böylesi ardarda uygulamalar silsilesi sayesinde bir taşla birkaç kuş vuruluyor, hem biochar’ın bir başka amaca yönelik bir uygulamasından yararlanılıyor hem de o uygulama sırasında, bir başka uygulamanın ön hazırlığı yapılmış oluyor. Biochar’ın farklı kullanım alanlarını sırayla ve ardarda kullanarak en büyük faydayı sağlamayı amaçlayanların, en sık yararlandığı kullanım alanının filtreleme olduğunu belirtelim. Örneğin balık havuzlarında, akvaryumlarda balık dışkılarının ortamı kirletmesine karşı odun kömürü uygulaması zaten bilinen ve başvurulan bir yöntem. Ayrıca büyükbaş, küçükbaş ve tavuk besi çiftliklerinde yatak malzemesi olarak kullanıldığında filtre işlevi görerek temizlik amacına hizmet ettiği gibi, aynı anda yükleme ve aşılama işlemleri de bir dereceye kadar halledilmiş oluyor, elde edilen bu malzeme hemen ardından komposta eklenerek aşılama süreci tamamlanmış oluyor: biochar böylece etkinleştirilmiş ve tarım amacıyla da kullanılabilir hale gelmiş oluyor. Bir seminerde, aquaponik uygulamada biochar’ın balık dışkılarını tamamen emdiği ve besin öğesi namına bitkilere hiç bir şey bırakmadığı anlatılmıştı.
Bir başka videoda ise bir başka ilginç fikre rastlamıştım, biochar’dan bir inşaat malzemesi olarak yararlanmak, biochar ile ev yapmak, duvarlarda izolasyon malzemesi olarak, veya iç veya dış sıvalarda kullanmak, gibi öneriler ilginç gelmişti ve bayağı hoşuma gitmişti ama … böylece “daha değerli” bir amaç için yıllarca kullandıktan sonra aşılanmış da olacağından, bu kez tarımda da kullanmak… ifadesini duyunca birden “inşaat eşittir imar rantları” denklemi aklıma geldi ve adeta irkilerek uyandım. Eyvah dedim, inşaatçılar her yerde! Evet konut sorununu ben de önemsiyorum, kalitesini de önemsiyorum, herkese sağlıklı bir konut sağlanması temel kamusal haklar arasında olmalı, hatta dünya görüşüme göre bu hak -hiç değilse minimum standartlarda- herkese ücretsiz sağlanmalı, tamam, ama yani canımız ciğerimiz can simidimiz organik tarım için düşündüğümüz biochar’ı önce inşaatçılara sunmak, ne kadar da rahatsız edici bir öneri, değil mi? Önce organik tarım mı imar mı derseniz, ve hele imar daha değerli diye ima ederseniz, olması gerekene değil de olana tercüman olursanız, sistemin ağzıyla konuşur ve hayal kırıklığı yaratırsanız, birilerinin sizi yanlış anlayabileceğini de düşünmelisiniz. Organik tarımda kullanılacak biochar’ın daha önce kullanılmış, hırpalanmış, kirlenmiş, ikinci el bir malzeme statüsünde olması, nedense insanı rahatsız ediyor.
Biochar’ın detoks amaçlı kullanımının çağrıştırdığı bir yöntemi de burada okuyucu ile paylaşmak isterim. Zehirlenme vakalarında hastaneye başvuranlara, özellikle ağız yolula alınan toksinlere karşı acil serviste odun kömürü ile terapi verildiğini ilk duyduğumda şaşırmıştım. Uygulamalı bir seminerde ünlü bir bilim adamı yeni soğuttukları biochar parçasını dişleriyle kırıp “harika bir şey” diyerek ve sıfır lezzetine atıf yaparak çıtır çıtır yemeye başladığında muhtemelen öğrencileri şok geçirmekteydi. Cezmi hocanın tv’de, solucan gübresi o kadar hijyeniktir ki, tadını beğenirseniz ekmek arası yiyebilirsiniz demesi gibiydi. Daha sonra bir seminerde tavuk yemlerine ve besi hayvanlarının rasyolarına biochar eklendiğinde çok sevdiklerini duyduğumda, detoks vakalarında kullanılmasını hatırladım. Otçul hayvanlara yedirilen biochar, hayvanların sindirim sisteminden geçerek dışkıyla birlikte ve dışkının içinde ve hem de parçalanmış ve de tabii ki bir ölçüde yüklenmiş ve aşılanmış halde çıkıyor. İçinde biochar bulunan hayvan gübresini hele bir de doğru dürüst kompostlamaya tabi tutunca, yüklemesi ve aşılanması tamamlanmış oluyor ve biochar nispeten zahmetsiz bir süreç ile tarımda kullanıma hazır hale geliyor. Ülkemizdeki hayvan çiftliklerinin biochar üretimine fazla uzak durmamaları gerektiğine işaret eden, tam da onlara göre bir yöntem. Hatta girişimci ve yaratıcı solucan gübresi üreticilerimiz de bu fikri değerlendirmeliler diye düşünüyorum ve kendilerine öneriyorum.
Bitkilerin belki de en değerli kankası ve en büyük yardımcılarından biri, mikoriza da denilen kök mantarları. Batıda, her türlü tarımsal faaliyetlerde başlıbaşına bir katkı kalemi olarak değeri anlaşılan ve artık çiftçilerin vazgeçemediği ticari bir meta haline gelen kök mantarları, zararlı diyerek fungisitlerle katletmek bir yana, el bebek gül bebek diyerek ihtimamla bakmamız gereken organizmalar. Bitkinin kökünü adeta ikinci bir kök gibi sarıp sarmalayan, bitkinin ihtiyacı olan elementleri gerektiğinde metrelerce uzaktan bulup getiren, üstelik zararlılara karşı bitkiyi koruyan ve diğer kökdibi mikro-organizmalarıyla birlikte ekosistemin ayrılmaz bir parçası olan kök mantarlarının önemini ne kadar vurgulasak azdır. Organik Tarım ve Kompost kitabının birçok eksiği arasında en önemli eksiğinin bu olduğunu düşünüyorum; çünkü toprağın ekosisteminde mantarların yeri ve önemi konusuna eğilmem nispeten yeni bir uğraşı; ve bu yüzden de, özellikle kök mantarların ne kadar önemli olduğu konusu ne yazık ki eksik kaldı. İnşallah zaman yaratır ve yeni bir sürümünü yazabilirsem, kompost kalitesi açısından kök mantarların önemini işleyen özel bir bölümün eklenmesi harika olur. Ama çok şükür ki, doğaseverlerin web sitelerinde mikorizalardan söz eden çok değerli paylaşımlara sık sık rastlıyorum ve bu konuda azımsanmayacak miktarda farkındalığın olmasına çok seviniyorum. Kök mantarları biochar ile de çok barışık. Biochar eklenmiş toprakta çok daha fazla serpilip geliştikleri deneylerle kanıtlanmış. Kök mantar hiflerinin karbon yüzeyindeki mikro gözeneklere nasıl da tutunduğunu, nasıl da ev bellediğini, internette paylaşılan ve mikroskopla çekilmiş resimlerde görebilirsiniz. Biochar’ın aşılanması aşamasında da önemli oldukları su götürmez. Biochar’ın aşılandığı kompostun içinde mikoriza kolonisinin olmaması, veya kök dibindeki ekosistem içinde biochar ve kök mantarların birlikte olmaması, bana göre çok büyük bir eksiklik olur.
Son olarak, hem biyoçeşitliliği bir tık daha artırmak adına hem de biochar’ın yüksek Ph düzeyini biraz olsun tamponlamak adına çok önemli olduğunu düşündüğüm bokashi aşılamasından söz ederek bölümü kapatalım. Bokashi suyu veya çayı da dediğimiz, bokashi teknesinin dibinde toplanan ve basit bir musluk ile topladığımız sıvının içerdiği “farklı” mikro-organizmaların bitkiler için çok yaralı olduğunun bilinmesi nedeniyle, biochar’ın etkinleştirme aşamasında bokashi çayı ile aşılanması da öneriler arasında. Biochar aşırı alkali yapıda iken bokashi Ph 3.5 değeriyle asitli yapıdadır, birbirlerini dengelerler. Solucan maması olarak bokashi kullanmanın başlıca sakıncası da zaten bu asitli yapısıdır. Ama biochar ile dengelenmesi sayesinde bu sakınca da giderilmiş olur. Üstelik laktobasilus gibi, bokashi içinde bulunan fakultatif mikro-organizmalarla aşılanmış olan biochar, ekosisteme değerli katkılar sağlamış olur.
Aşılama safhası da tamam ise, artık uygulamaya geçmeye ve ürettiğimiz biochar’ı kullanmaya başlayabiliriz.

» » sonraki

Paylaşın: