Biochar Yükleme

Söndürülmüş ve parçalanmış biochar artık etkinleştirme aşamasına hazır. Bölümün başında belirttiğimiz gibi, etkinleştirme iki işlemden oluşuyor: yükleme ve aşılama. Bu işlemler iki ayrı aşama olarak da uygulanabilir, ikisi bir arada şeklinde, tek işlemde etkinleştirme sağlayan çözümler de var. Ama tercihimiz ne olursa olsun, her iki işlem de, daha önce defalarca söz ettiğimiz gibi kompostlama faaliyetlerimiz çerçevesinde ele alınmalı, çünkü birincil hedefimiz, biochar’ımızı organik tarımda kullanmak.
Yükleme deyince, biochar içine çeşitli besin öğelerinin yüklenmesi ve mikro-organizmalar açısından, aradıkları herşeyi buldukları bir herşey dahil tatil köyü kıvamına getirilmesi gerekiyor. En aranan elementin azot olduğuna kuşku yok. İkinci sırada potasyumu düşünebiliriz. Elaine hocanın söz ettiği 42 element de, iz elementler de eksik kalmamalı. Toprak içinde her ne varsa biochar içinde de hepsi olmalı, hatta toprakta olduğundan daha yoğun olmalı çünkü birim hacimde besleyeceği nüfus çok daha yoğun. Zaten amacımız neydi? Toprakta olduğundan çok daha yüksek bir miktarda ve yoğunlukta mikro-organizmanın varlığını kök çevresinde destekleyerek, bitkinin verimini artırmaktı, değil mi? Bu işlemi, bitki kökü çevresindeki ekosisteme kimyasal olmayan, yani doğal yollarla NPK ve diğer elementlerin tedariki gibi de düşünebiliriz. Mikro-organizmalar için zaten yağmura, sele ve her türlü doğal afete karşı korunaklı bir barınma ortamı sunan biochar, eğer besin öğelerini de layıkıyla sunarsa, işte o zaman toprak-besin-ağı bayram eder, hani Amazonlardaki terra preta örneğinde olduğu gibi yüzyıllarca dayanabilen bir ekosistem içinde, ne yağmur, ne kuraklık, ne aşırı sulama, ne de bir başka afet dinlemeksizin varlıklarını ve canlılıklarını sürdürebilirler, ki bu da bitkileriniz açısından çok değerli bir simbiyotik ilişkiye imkan sağlar.
Yükleme işlemi sırasında, bilgilerine değer verdiğim bazı arkadaşların internet paylaşımlarında ve seminerlerinde gerekirse NPK kullanmayı bile mübah gördüklerine tanık olmak doğrusu beni hayal kırıklığına uğrattı. Bence o kadar da olmamalı. Birtakım pratik gerekçeleri bahane ederek doğal seçeneklerin dışına çıkmayı düşünmek, bizim Organik Tarım ve Kompost sayfalarında da, “küresel şeytanın ürünü” diyerek sadece etik ilkeler çerçevesinde bile, net bir duruşla kategorik olarak reddettiğimiz kimyasal bir ürünü kullanmayı bir an olsun akla getirmek, bana göre kabul edilemez bir yaklaşım ve kaypakça bir tavır. Biochar konusunu her yönüyle çok iyi derecede bilen, uygulayan ve öğreten bu arkadaşlara Allah akıl fikir versin demekten başka ne yapılabilir? Kendilerine sormak gerek, kompost ne güne duruyor? Kimyasallar şart mıydı? Bitkilerin de mikro-organizmaların da ihtiyaç duyacakları herşey kompost içinde zaten yok muydu? Eğer yetersiz ise, o zaman kompostunuzun kalitesini geliştirmeniz daha iyi olmaz mıydı? Bazı profesyonellerin yükleme işleminde, sırf azot oranı daha yoğun diye pratik gerekçeler bağlamında kimyasal seçeneğe yönelmeleri, görüyorsunuz, konunun etik yanını döne döne ısrarla vurgulamamızın ve tavizsiz ve kararlı bir tavrın ne kadar önemli olduğunu kanıtlamıyor mu? Bu satırlardan Organik Tarım ve Kompost kitabının “Hangi Bilim” bölümüne atıf yapalım, zira bu arkadaş da NPK önerirken tırnak içinde “bilime” atıf yapıyordu. Bilimsel araştırmaların ve ar-ge faaliyetlerinin bize vaddetiği olası maddi kazanımlar, etik ilkeleri gözardı etmemize asla neden olmamalı. İnsanlığın gelişim sürecinde en değerli “alet” olan bilimin hayatımızdaki yerinin bir basamak daha yükselip “en hakiki mürşit” düzeyine çıkabilmesi, bana göre, ancak etiğin filtresinden geçebilmesi halinde mümkündür. Aksi halde, bilimin tepemize çıkmasına göz yumarsak, kötü niyetli bazı parazitlerin elinde oyuncak olmasına izin verirsek, bana öyle geliyor ki bilimi hepten kaybederiz; çünkü artık insanlığın gelişimine hizmet etmek yerine başka amaçlara hizmet eden ve artık “bizim” olmayan bir toplumsal kuruma dönüşür. Kimyasal gübre ve zehirli ilaçlar konusunda net, tutarlı, kararlı ve ödünsüz bir “ilkesel” duruşun önemi Organik Tarım ve Kompost kitabında fazlasıyla vurgulanmıştı.
Yükleme işlemine dönersek, permakültür mantığı, her konuda olduğu gibi burada da eldeki mevcut malzemeyi kullanmaya öncelik vermeyi telkin eder ya; ünlü bir permakültür yazarı, kendine has yükleme yöntemini topluluk önünde anlatırken nötr yüz ifadesi hiç değişmemişti ama onu dinleyenlerin yüzlerinin ne hale geldiğini göremedim: adamcağız, ürettiği biochar’ı bir tekneye koyup bahçesine, balkonun tam altına gelecek bir noktaya konumlandırıyor, balkondan bahçedeki teknenin içine kadar uzanan ve üst ucunda bir huni olan bir hortum sarkıtıyor, ve 3 ila 6 ay boyunca geceleri her uyandığında banyoya gitmek yerine balkonundaki huniye başvurmak suretiyle biochar teknesini kendi azot kaynaklarıyla besliyor! Acaba çok mu zekice? Peki 6 ay boyunca, sterilitesine güvenerek biochar’ın içine saldığı küçük su içindeki olası insan kaynaklı patojenleri acaba hangi aerobik süreçlere emanet ediyor sorusu akla geliyorsa da, işte onu söylememişti. İdrarın, sadece azot değil, yanısıra potasyum ve diğer elementleri de ihtiva ettiğini söyleyen biochar üreticisi entellektüeller arasında bu amaca hizmet etmek üzere tuvaletlerinde birer biochar kovası bulundurmak, adeta moda olmuş bir uygulama. Ölçü de koymuşlar; her bir ölçü biochar için en az iki ölçü küçük su diyorlar. Bu noktada haklı bir çekince ise, idrardaki tuz gibi veya düzenli ilaç kullananların idrarındaki ilaç kalıntıları gibi, biochar içindeki mikro-organizmaların hiç de ihtiyaç duymayacağı maddeleri nasıl halledeceğimiz konusu. Gerçi yukarıda sözü geçen olumsuz önerideki gibi kimyasal NPK kullanıldığında da, ciddi miktarda tuzun biochar gözeneklerinde birikimi söz konusu. Ne diyelim; doğallıktan ve sadelikten şaşmayalım diyelim.
Bana göre, biochar’ı azotla yüklemek için köy ortamlarında yakınlarımızda bol miktarda bulabileceğimiz büyükbaş kompost kaynaklı sıvılar en uygun seçenek. Benim önerim, söndürdükten sonra zaten ıslanmış ve ağırlaşmış olan biochar’ı, içinde hayvan idrarının yanısıra suda çözünür formda çeşitli iz elemetlerle de zenginleştirilmiş bir kompost teknesinde bir süre bekletmek. Böylece, aşılama işlemi öncesinde gözeneklerde ne kadar çok azot ve diğer mineraller birikirse, mikro-organizma sayısı ve biyoçeşitlilik bakımından o kadar zengin ve kaliteli bir malzememiz olur.

» » sonraki

Paylaşın: