Organik Tarım

Organik Gıda ve Organik Tarım:

Hiç şüphe yok ki, sağlıklı bir yaşam için doğal gıda ile, yani Allah’ın yarattığı ve bizlere sunduğu formatta, tertemiz rızık ile beslenmek gerek.
Doğal gıda denince, ya doğrudan doğruya doğadan ya da organik tarım ile elde edilen tertemiz organik gıda anlaşılır.
Organik tarım ise, sözümona “modern topraksız tarım” yöntemleriyle öyle havada suda falan değil, ancak ve ancak organik toprakta, yani “sadık yarimiz” diye andığımız Kara Toprak‘ta, veya rızkımızı çıkardığımız Toprak Ana diye saygıyla ve teşekkür duygularıyla andığımız toprakta yapılabilir. Aksini düşünmek mümkün mü?

Organik Toprak ve Organik Tarım:

Organik demek canlı demektir. Organik toprak canlı bir organizmadır ve içinde muazzam bir yaşam barındırır.
Toprağın bünyesindeki mikro-organizmalar, kimyasalcı “modern”?! tarımın kullandığı çeşitli kimyasal maddeler uygulanarak yok edildiği takdirde, artık organik toprak olmaktan çıkar, çöl toprağı misali ölü toprağa döner.
Toprağı toprak yapan, içinde barındırdığı yaşamdır. Toprak deyince aklımıza çöl toprağı değil organik toprak gelir.
Kimyasal gübrelerle ve zehirli tarım ilaçlarıyla bünyesindeki canlı yaşamın yok edildiği bir topraktan organik gıda elde etme şansı kalmaz. Bu toprakta doğal ve sağlıklı ürünler yetişmez, doğal atalık tohumlar da hayat bulamaz, verimli olamaz. Elaine Ingham hoca böylesi toprak için “soil” teriminden ziyade “dirt” terimini yeğler.
Dahası, bu zehirli kimyasallarla toprağı kirlettiğiniz gibi, su kaynaklarını da, hatta havayı da kirletmiş olursunuz, havada, suda ve toprakta yaşam ortamı bulan milyonlarca canlı türünü de yok edersiniz, yani doğayı katletmiş olursunuz.
Üstelik, böylesi bir toprakta tarım yapmak için, küresel tarım tekellerinin ürettiği kimyasal gübrelere, kimyasal ilaçlara ve hatta laboratuvarlarda geliştirilen yapay, gdo’lu veya hibrit tohumlara mahkumsunuz; kendinize değil küresel tekellere çalışırsınız, emeğinizin karşılığını asla alamazsınız, yıldan yıla geliriniz azalırken borcunuz artar ve sonunda büyük şirketlerin istediği olur, bezginlik ve yılgınlık içinde toprağınızı satıp kurtulmak istersiniz.

Doğa Bize Yeter!

İnsanoğlu nankördür ve bir şeyin değerini ancak yitirdiğinde anlar. Bizler de 21.yy başlarında doğal temiz gıdalarımızı yitirmenin eşiğinde olduğumuz günlerde nihayet organik gıdanın ve kara toprağın değerini anlamaya başladık. Çünkü sağlığımızı yitirmeye başladık. Ama o kadarla da kalmiyor. Bir an önce aklımızı başımıza almazsak, tarım sektörünü küresel ölçekte ele geçirmiş olan dev şirketlerin eline rızık kaynaklarımızı teslim edersek, yakın gelecekte tamamen bu tarım tekellerinin eline mahkum hale gelecek, yani bu şeytanların “modern kölesi” durumuna düşecek ve insanlığımızı da yitirmeyi hak eder duruma geleceğiz.
Vakit çok geç olmadan, işin ekonomisine hesabına kitabına falan bakmadan, etik bir duruş gösterelim ve doğa bize yeter diyerek ve insanlığımıza sahip çıkarak organik çözüm dışındaki tüm kimyasal dayatmaları toptan reddedelim.

Aynen Kitap’ta haber verildiği gibi, şeytan bizi açlıkla veya yoksullukla korkutsa da, son derece net biçimde görüldü ki, küresel tarım tekellerinin kimyasal “çözüm”leri ?! hem sağlığımızı mahvediyor, hem de bizi ekonomik bakımdan çökertiyor, tüketiciyi de üreticiyi de aynı anda eziyor, üstüne üstlük doğaya da telafisi olmayan zararlar veriyor.
Görülüyor ki, Küresel Şeytan yakıştırması bu küresel güçlerin üzerine cuk oturuyor.

Organik Tarım İnsanlığa Yeter!

Çok büyük bir derdin pençesine düşmüş olsak da kimyasalcı yılana sarılmamız gerekmiyor. Çünkü hiç de çaresiz değiliz.
Bizler gayet iyi biliyoruz ki doğa bize yeter, Allah’ın sunduğu doğal ve temiz rızık kaynakları tüm insanlık ailesi olarak hem yeterli beslenmemize yeter, hem de kavgasız, gürültüsüz, barış ve huzur içinde sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmemize yeter!

Kimyasalcı yolun yol olmadığı nihayet belli olduktan sonra, geçtiğimiz birkaç on yıldır sürdürülen bilimsel araştırmaların sonucunda organik tarımın değeri bugün artık çok daha iyi anlaşılmış durumda. Vicdanlı ve haksever bilim insanları bu konuda yoğun çaba harcıyor ve bizlere çözüm yolunu gösteriyorlar. Bize düşen, rızık kaynaklarımıza sahip çıkmak, iyi niyetle onlara kulak vermek ve organik seçeneği nasıl hayata geçireceğimizi öğrenmek.

Yetmiş yıldır başımıza bela olan kimyasalcı tarımın artık sonuna geldik.
Bugün Organik Tarım Seferberliği bütün dünyada yayılıyor.
Doğunun, batının, her ülkenin vicdanlı kamuoyu görüyor ki, organik tarım dışında, doğayı ve insanlığı bu küresel dertten kurtarmanın başka yolu yok!
O halde, hiç zaman yitirmeden organik tarım uygulamalarını hayata geçirmeye başlayalım, çünkü geciktiğimiz her saniyenin bedelini sağlığımızla ödüyoruz.